ANA SAYFA

2 Ağustos 2007 Perşembe








ORHAN GENCEBAY'IN BİYOGRAFİSİ

4 Ağustos 1944 yılında Samsunda doğdu. Müziğe 6 yaşında Klasik Batı Müzikçi Emin Tarakçı Hocadan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında Türk Müziğini ve bağlamayı kucakladı. 10 yaşında beste çalışmalarına başladı. 13 yaşında babasının teşvikiyle Türk Sanat Müziği ve tamburla tanıştı.

Samsundaki ve İstanbuldaki halk evleri, müzik cemiyetleri ve müzik derneklerinde çalıştı, kurucularından oldu. İstanbul Belediye Konservatuarına girdi ve icra heyetinde bulundu.

16 yaşından itibaren caz ve rock müziği ile ilgilendi. Batı nefesli sazlarından oluşan orkestralarda tenor saz çalarak görev yaptı.

20 ve 22 yaşlarında Ankara ve İstanbul Radyo Evi TRT sınavlarına girdi, üst düzeyde başarıyla kazandı. 1967 yılında İstanbul Radyo Evinde bir süre çalıştı ve ayrıldı.

1000 e yakın bestesi olan Orhan GENCEBAY, 400 e yakın bestesini kendi sesiyle seslendirdi.

90 a yakın filmde Müzik Direktörlüğü yaptı. 36 sinema filminde başrol oynadı, televizyon için diziler ve Show programları yaptı...

Orhan GENCEBAY a göre Türk Müziğinin daha zengin bir hale gelmesi için müziğimizin tüm geçmişi ve çeşitleriyle yeniden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyordu. Türk Müziğinin buna ihtiyacı vardı ve bu analizi aslında müzik enstitüleri yapmalı, buradan çıkan sonuçlar akademik öğretiler olmalıydı.

Orhan GENCEBAY, bu düşünce ile müzikte kendine göre araştırmalar ve serbest çalışmalar yaptı. Bu yaptığı çalışmalara başkaları Arabesk ismini verdiyse de Orhan GENCEBAY, bu değerlendirmeyi yanlış diyerek kabul etmedi.

Orhan GENCEBAY a 1999 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 1968 yılında kendi sesiyle yorumladığı ilk 45lik plaktan bugüne kadar yasal olarak yaklaşık 60 milyon plak ve kaset tirajı olan Orhan GENCEBAY ın yasal olmayan korsan yapımlarla beraber 150 milyon tirajı olduğu tahmin ediliyor.

Orhan GENCEBAY ın dokuz üniversite tarafından verilen uluslararası Montu Doktorası var. Orhan GENCEBAY ın bestelerinin her biri kaset ve plak satış rekorları kırarken, aynı zamanda başrolünü oynadığı sinema filmleri de hasılat rekorları kırmıştır.

GENCEBAY besteleri Akdeniz ülkelerinde, Orta Doğuda, Orta Asya da, Avrupa da Türklerin bulunduğu her yerde dinlenmiş ve adaptasyonları yapılmıştır. GENCEBAY hakkında 20ye yakın kitap yazılmış, ansiklopedilerde yer verilmiş ve bir çok üniversitede GENCEBAY la ilgili tezler hazırlanmış ve araştırmalar yapılmıştır.

Şu an Türkiye de internet üzerine en fazla web sayfası bulunan ve en çok ziyaret edilen sanatçıların başında gelmektedir

FERDİ TAYFUR DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

FERDİ TAYFUR





MÜSLÜM GÜRSES DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

MÜSLÜM GÜRSES



ORHAN GENCEBAY DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

ORHAN GENCEBAY







1 Ağustos 2007 Çarşamba

Halo 2




Konsol sahipleri onun kulağını her daim çınlatıyor olsa da, aradan geçen onca yılın ardından bir PC kullanıcısı olarak kendilerine "eski dost" tabiriyle hitap etmemin yerinde bir karar olacağına inanıyorum. Çünkü Master Cheif "monitör ekranını" ziyaret etmeyeli nereden bakarsak dört kocaman yıl geçmiş. Kuraklığın oyun dünyasında da sıçradığı şu günlerde tamamen eksi moda bir "birinci kişi bakış açılı ateş etmece" oyununa kimse hayır demez herhalde. Bir de bu oyun Xbox'la özdeşleşmiş bir isme sahipse, Halo'nun bu ikinci PC çıkarmasına seyirci kalamayacağınızdan adım gibi eminim.

Yalnız ilk denemesinde Halo'nun Xbox'ta ki kadar PC kullanıcılarını da kendine hayran bırakabildi mi diye hatırlayacak olursak, bu tabi biraz öznel bir soru olur. O yüzden bunu çok fazla kurcalamak istemiyorum. Ama gördüğüm kadarıyla Sayın Bungie, Halo 2 için fazlaca ders çıkarmış gibi duruyor. Çünkü uyarlama olmasına rağmen böylesine iddialı bir şekilde karşımıza çıkması beklentilerin de had safhaya taşınmasına neden oluyor. Tabi oyunu yıllar evvel Xbox'ta deneyenler için birçok şey sürpriz olmayacaktır. O yüzden bu konuda fazla dil dökmeye gerek görmüyorum. Halo'yu büyük keyifle oynayan bizler için Halo 2'nin de aynı oranda başarılı olacağına inanmak zor değil.

Transformers: The Game




Mitolojik çağlardaki Titan'lardan bu yana, devasa varlıklar insanlara hep çekici gelmiştir. Modern çağların mitolojisi sayılabilecek, çizgi roman ve filmler de ise bu adet hala devam ediyor. Voltran, Transformers ve Robotech, bir biri ardına yapılan bu üç devasa robot hikayeleri, dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip. Bunlar içersinde özellikle Transformers, günümüz dünyasına ve yaşam şeklimize uyum sağlayışıyla, daha fazla ilgi çekmişti. Şimdi, ise Stephen Speilberg ve gençken çizgi filmin hayranı olan Michael Bay'in elinden, bu robot efsanesi beyaz perdeye aktarıldı. Filmin konusuyla yer yer paralel giden Transformers The Game'de bilgisayarlarda yer edinmeye hazır...

Cybertron adlı gezegen teknolojik ve kültürel olarak, dünyamızdan milyonlarca yıl ileridedir. Burada sadece makineler ve robotlar yaşar. Bin yıl önce, buradaki en baskın iki ırk iyiliğin koruyucusu Autobotlar ve sadece yıkım isteyen Decepticonlar Allspark adlı bir cihaz için savaşa tutulurlar. Allspark, tüm mekanik cihazları canlandırabilecek bir güce sahiptir. Transformers'larında yaşamlarının kaynağı yine bu cihazdır.

Decepticon lideri Megatron bu cihazı kullanıp, Cyberton'u ele geçirmek ister, Autobot lideri Optimus Prime ise, en büyük düşmanının bu hayalini engellemeye çalışır. Uzun süren bir savaş sonucunda, Cybertron'da harap olmuş, gezegendeki yaşam kaynaklarının hepsi tükenmiştir. Optimus ise çareyi, Allspark'ı alıp gezegenden kaçmakta bulur. Bu cihaz dünyaya düşer. Dünyamız bu büyüklükte bir savaşa hazır değildir, ancak Megatron için bu kadar ilkel bir gezegenle karşılaşmak büyük bir şanstır. Decepticonlar Allspark'ı bulmak için dünyayı işgale başlar. Autobot ise ne pahasına olsa, ilkel insan yaşam formunu korumak için dünyamıza gelir.

Overlord



Kötü adamlar insanlara hep, hiç eğlenmeyen ve sürekli ciddi kişilikler olarak tanıtıldı. Karanlık dünyaları ise sıkıcı ve anlamsız olarak yansıtıldı. Triumph Studios ve Codemasters�ın ortaklığıyla hazırlanan 'Overlord' adlı oyun bu bakış açısını değiştirecek gibi duruyor. Oyunda saf, kötü bir karakteri canlandırıyoruz, emrimizde onlarca zebani var ancak oyunun espri dozu o kadar iyi ayarlanmış ki, kötülük yapmak bile zevkli hale geliyor. Overlord'un konusu ise şöyle: Kara kulesinde yaşayan kötü karakterimiz, emrindeki Goblinler ve zebaniler ile birlikte civar köylerdeki insanlara korku salarak mutlu mutlu yaşamaktadır. Ancak bir grup kahramanın kara kulemizi basmasıyla bu olay değişir. Overlord'u yenen bu kahramanlar kuleyi yıkar ve hükmümüzü sona erdirir...

Oyuna hizmetkarlarımız olan Goblinlerin bizi mezarımızda diriltmesiyle başlıyoruz. Bu ilk giriş videosunda, dirilen karakterimiz Goblinler tarafından giydiriliyor ve intikam yolcuğu için hazırlanıyor. Karakterimizin üzerinde tam takım bir zırh ve pelerin var. Yapımcılar Overlord adlı bu karakteri tasarlarken, Yüzüklerin Efendisi'ndeki meslektaşı Kara Lord Sauron'dan esinlenmiş. İkisinin arasındaki moda anlayışları ve yaşam stillerindeki benzerlikler çok rahat görülebiliyor...

Onlarca yıldır ölü kaldığımız için yapılacak çok fazla iş var. Overlord neler yapılacağını hatırlarken bizde oyunu öğreniyoruz. Overlord RPG (Rol yapma oyunu) ve RTS (Gerçek zamanlı Strateji) öğelerinin karışımı bir oynayış tarzına sahip. Dirildikten sonra önce kulemizi tekrar yapmamız lazım. Tabii aradan geçen bunca yıldan sonra, köylüler namımızı unutup bizden korkmaz hale gelmişler. Onları korkutup köle ettikten sonra bizi bu hale düşüren kahramanlardan intikam almaya başlayacağız.





Ghost Recon Advanced Warfighter 2



Tom Clancy'nin ismini ne zaman duysam oldukça heyecanlanırım. İlk olarak ismini 1998 yılında Rainbow Six adlı oyunda duymuştum. Rainbow Six'in çıktığı zamanlarda, etrafta Quake taklidi önümüze gelen her düşmanı öldürdüğümüz çizgisel oynanışa sahip oyunlar kol geziyordu. Ancak, Rainbow Six daha önce hiçbir oyunda görmediğimiz derece gerçekçilik sunuyordu ve oyunda yapacağımız her hareketi önceden düşünmemiz gerekiyordu. Rainbow Six ile tek kurşunda ölmenin nasıl olduğunu anlamış olmuştuk. Yani kısacası Rainbow Six, FPS türüne taktiksel oynanışı yeni bir soluk olarak getirmişti. 2001 yılında ise Tom Clancy's Ghost Recon piyasaya sürüldü. Oyun, tüm Tom Clancy oyunları gibi oldukça gerçekciydi ve Rainbow Six'in aksine sadece bina içlerinde değil, şehir içinde ve açık arazilerde savaşmamıza imkan tanıyordu. Kısacası bize gerilla savaşının nasıl olması gerektiğini öğretti. Oyun, taktiksel FPS meraklıları tarafından oldukça oynandı ve çok tutuldu. Bunun üzerine Ubisoft ve Red Storm, Ghost Recon için Desert Siege ve Island Thunder adında iki genişleme paketi çıkarttı. Bu genişleme paketleri de serinin takipçileri tarafından beğenildi ve tutuldu. Bu oyunların ardından çok süre geçmeden Ubisoft, Ghost Recon 2'nin hazırlandığını duyurdu. Ghost Recon hayranları bu duruma oldukça sevinmişlerdi, ancak Ubisoft yan çizerek 2. oyunu PC'ye çıkartmadı. Oyun, 2004 yılında sadece PS2, Xbox ve Gamecube platformları için piyasaya sürüldü. Bu oyun da ilk oyunlar kadar tutulmasa da yine de oynandı ve sitelerden yüksek notlar aldı.

HAZIR ŞABLONLAR (YORUMLARINIZI BEKLİYORUM)




DEMO

DOWNLOAD









DEMO
DOWNLOAD








DEMO
DOWNLOAD







DEMO

DOWNLOAD






DEMO
DOWNLOAD








DEMO

DOWNLOAD







DEMO

DOWNLOAD







DEMO
DOWNLOAD









DEMO
DOWNLOAD









DEMO

DOWNLOAD









DEMO
DOWNLOAD






DEMO
DOWNLOAD









DEMO

DOWNLOAD








DEMO
DOWNLOAD







DEMO

DOWNLOAD






DEMO

DOWNLOAD






DEMO

DOWNLOAD








DEMO

DOWNLOAD







DEMO

DOWNLOAD









DEMO
DOWNLOAD







DEMO
DOWNLOAD








DEMO
DOWNLOAD








DEMO
DOWNLOAD







DEMO
DOWNLOAD







DEMO
DOWNLOAD








DEMO
DOWNLOAD







DEMO

DOWNLOAD






DEMO

DOWNLOAD






DEMO

DOWNLOAD





DEMO
DOWNLOAD







DEMO
DOWNLOAD







DEMO

DOWNLOAD







DEMO

DOWNLOAD








DEMO
DOWNLOAD








DEMO
DOWNLOAD




DEMO

DOWNLOAD






DEMO
DOWNLOAD



DEMO

DOWNLOAD





DEMO

DOWNLOAD






DEMO
DOWNLOAD




DEMO
DOWNLOAD






DEMO
DOWNLOAD





DEMO DOWNLOAD



DOWNLOAD






DOWNLOAD



DOWNLOAD




DOWNLOAD





DOWNLOAD




DOWNLOAD




DOWNLOAD



DOWNLOAD